Haber Detayı
09 Şubat 2013 - Cumartesi 18:45
 
Dünyanın saçı bir Türk’ün elinde
Diğer-Arşiv Haberi


25 yıldır İsveçʹte yaşayan 52 yaşındaki İlter; Stockholm yakınlarındaki kliniğinde saç nakli yapıyor. Enseden ve yanlardan alınan saç köklerinin saçsız bölgeye ekilmesi olan FUE tekniğini geliştirerek FUE İLTER METODUNU (FUEIM) yaratan Demir İlter saç naklinde dünya otorite isimleri arasındaki ilk dörde giriyor. Holywood yıldızlarının, siyaset dünyasının ve Avrupa jet sosyetesinin önde gelenlerinin ziyaret ettiği Demir tekniğin yanısıra geliştirdiği aletlerle de adından bahsettiriyor. 10 yıl plastik , sekiz yılda kalp ve damar cerahı olan İlterʹe göre saç için en iyi gıda sağlıklı bir aşk hayatı. Kahkaha ve mutlu bir yaşamda güzel saçları beraberinde getirebiliyor.  Stockholm’deki kiliniğinde ziyaret ettiğimiz Dr.İlter okuyucularımız için sorularımızı yanıtladı.   İsveçe ilk geldiğinizde plastik cerrah ardından kalp cerrahi oldunuz sonra da saç naklinde uzmanlaştınız. Neden bu kadar değişik alanlar?  1984 yılında Ankara Tıp Fakultesini bitirdikten sonra mecburi hizmetime başladım. Bu arada yanıklar üzerine bir araştırma için Karolinska Tıp Fakültesinden aldığım bir davet üzerine Stockholma geldim. Plastik cerrahide uzmanlığımı yaparken acilde kalbi duran bir hastaya müdahale eden bir kalp cerrahının hastanın göğüs kafesini açarak kalbini pompalaması beni çok etkiledi, çok heyecanlandım. Bu dalda eğitim almayı istedim. Aynı hafta branş değiştirerek kalp ve damar cerrahisinde eğitime başladım.  Maalesef her yerde olduğu gibi, departman içi düşmanlıklar, rekabetler, yeteneğin değerlendirilmemesi gibi konular burda da vardı, kalp cerrahı olarak on yılı aşkın bir süre çalıştıktan sonra, işimin beni tatmin etmediğini farkettim. Artık tıptan tamamen ayrılmayı ve yazılım işine girmeyi düşünmeye başladım. Stockholm Üniversite’sinde gece derslere giderek programcılık okumaya başladım. Kalp cerrahisi de bu arada devam ediyordu tabii. Bazı gün 18 saat ameliyattan çıkıp bir de eve uğramadan okula gitmek hiç kolay değildi ama doktorlar için hazırlanan programcılığı sevdim ve devam ettim.    Saç nakli uzmanlığı nasıl başladı?  Tam bu sıralarda çok sevdiğim bir doktor arkadaşım bana gelerek bir süre önce bir saç ameliyatı geçirdiğini ancak sonuçlardan hiç memnun kalmadığını söyleyerek benden yardım istedi. Eski bir yöntem olan FUT/Strip metoduyla ameliyat edilmişti ve sıkıntısını yine aynı yöntemle çözmek mümkün değildi. Ben de araştırmaya başladım. İşte bu saç ekme işine onun için araştırmamı yaparken ilgi duydum, o zamanlar sadece kendine güvenen birkaç cerrahın uygulayabildiği FUE (Follicular Unit Extraction) ile tanıştım, hasta için ne kadar zararsız olduğunu ve verdiği sonuçları görünce, kendi işimi kurdum ve o zamandan beridir de geriye bakmadım. Aradığım çıkışı buldum ve bu iş beni mutlu etti. Şimdi artık doğrudan hayat kurtarmasam bile, hayatları dolaylı olarak kurtarıyorum. İnsanların kendi dış görünüşlerine duydukları güvensizliğin ne kadar çok ve çeşitli psikolojik ve sosyal sorunlar doğurduğunu bilseniz yaptığım işi neden bu kadar çok sevdiğimi de anlarsınız.    İsveçte saç ekme işini doktor işi haline getirenin siz olduğu söyleniyor?  Dediğim gibi arkadaşıma tedavi ararken İsveçte bu işi yapan doğru dürüst bir klinik olmadığını gördüm. Bir iki tüccarın açtığı ve kiralık doktorların çalıştığı yerler vardı. Bunun üzerine bir araştırma yaptım bu konuda Avustralyadaki uzman Dr. Woodsʹla irtibata geçtim. burdan başladı bu hikaye    FUE konusunda kendi tekniğinizi geliştirdiniz. Bu tekniğin yenilikleri nelerdir?  Geliştirdiğim yöntemin ismine FUE IM diyoruz. IM, Ilter Method’un kısaltılmışı. Kısaltmayı kullanmayı tercih ediyorum çünkü diğer türlü Ilter Method demek böbürlenmek olacaktı. neticede olan bir metodu geliştirdim. Şimdi FUE IM Nedir? - Foliküler Ünite Ekstraksiyonu (FUE) bistüri kullanmadan saç köklerinin çıkartılması. . Kesmeden, özel mikrocerrahi aletler ve güçlü büyüteçler yardımıyla uygulanıyor. Saçkökleri verici bölgeden tek tek çıkarılıyor. saç köklerinin sevdiği bir solüsyona koyuluyor eklenecek bölgeye ekleniyor. Geliştirdiğim FUEIM tekniğinde 0,60 mm’lik aletleri kullanıyorum. Saç grupları ve cilt zarar görmüyor. Daha küçük olan bu aletler iyileşme sürecini hızlandırıyor, iz kalma riskini azaltıyor.  FUE IM hastaya en düşük düzeyde zarar veren FUE saç nakil tekniğinin İlter Metodu ile zenginleştirilmiş halidir. Şu anda üç ayrı aşaması olan tekniğin özellikleri ise söyle – FUE IM  Çok küçük transplantasyon aletleri kullanılır, buna bağlı olarak yara dokusu olmuyor. Daha sonra başka bir ameliyat daha geçirilmesi kolaydır. Donör alanda boşluk kalması ihtimali yoktur. Saçlar daha erken çıkar, zarar gördüğü için kullanılamayan greft sayısı hemen hemen sıfıra yakındır.     Ayrıca eğitim üzerine çalıştığınızı da biliyoruz. Biraz bahsedebilir misiniz?  Evet, FUE’yi öğrenmek isteyen cerrahlara ‘Ilter Center’ aracılığıyla eğitim veriyoruz.  Ilter Clinic’i 2003 yılında kurdum. İlk yıllarda sıkıntı çekmedim desem yalan olur. Zaman geldi meslektaşlarımı FUE’nin daha iyi bir yöntem olduğuna ikna etmek için zorlandım, çünkü o sıralarda endüstri standardı FUT/Strip idi.ʹkesilerek saç kökleri alınıyor ve dikiş atılıyor) Bu yöntem şimdi artık hemen hemen terkedilmiş olmakla birlikte (bugün sadece ABD ve İran’da bu yöntemde direndiklerini görüyoruz), o zamanlar plastik cerrahinin diğer dallarında ulaşılan sonuçların yanına bile yaklaşamıyordu. O sıralarda cerrahın ihtiyaçları ön planda tutuluyordu, hasta ihtiyaçları ise uzak ara ikinci geliyordu. Cerrahın vakti ve işin kolaylığı açısından cerraha çok olanaklar sunuyordu ve bunu değiştirmek çok güç bir işti. Çünkü FUE çok daha karmaşık bir ameliyattı ve hem cerrah, hem de ameliyat ekibinin üzerine çok fazla yük bindiriyordu. Aynı zamanda para da önemli bir faktördü çünkü cerrah aynı anda iki veya üç FUT/Strip ameliyatı yapabilecekken FUE ile bir tam gününü hastasına ayırması gerekiyordu.  Şu an geldiğimiz noktada, hastaların dertlerine çare bulacak yetenekli cerrah sayısından çok daha fazla FUE cerrahı ihtiyacı var. Çeşitli tabuların da yıkılmasının etkisiyle, her yıl plastik cerrahi müdahalesi olan çok sayıda kişi var. Saç ekimi de bunlar arasında.    Hasta profilinizden biraz söz edebilir misiniz? Hangi mesleklerden, hangi ülkelerden?  Tabii kendi çevremizden gelen çok hastamız var. İkinci olarak en fazla sayıda hasta ABD’den gelmekte. Üçüncü sırada Avrupa’nın diğer ülkeleri, dördüncü sırada Türkiye ve son olarak da Ortadoğu’dan hastalarımız var. Hollywood starları ve Avrupa jet sosyetesinden ve tabii ki İsviçre’nin önde gelenleri var. Bize başvuranların büyük çoğunluğu profesyoneller. CEO, avukat, bilim adamı gibi. İlginçtir ki birçok saç cerrahının kendisini de ameliyat ettik. Bunun dışında eğlence sektöründen bize gelen çok oluyor.    İlginç olaylar yaşadığınız oluyor mu? Olmaz mı? Hatta size burada düzelltiğimiz bazı cerrahi felaketlerden söz edebilirim. Mesela bir hastamızın bıyıkları cerrahın eline öyle kolay geldiği için ters ekilmiş, burnuna doğru çıkıyordu.Saç ekerken çok dikkatli olmak gerekiyor. Çok fazla ekmemek lazım. Bazı uzmanlar fazla kazanmak için bin greflik yere 3 bin greft ekiyorlar. Greft sayısı arttıkça kar da artıyor. Bu yanlış çünkü ileri dönemlerde saç ekmek gerektiğinde kök kalmıyor    Mikro motor sistemi hiç iz bırakmıyor deniyor, siz de bu tekniği kullanıyor musunuz?  Bu tekniği sevmiyorum, kör bir teknik. Enstrüman elindeyken iki türlü bariyerden geçiyorsun. bir üst deriden ve dermis denilen tabakadan. Üst deri çok yumuşak, kolay geçiliyor ama dermise gelindiğinde direnç oluyor. O anda enstrümanı geri çekmeniz gerekiyor, eğer devam ederseniz saç kökünü kesebilirsiniz, makina ile bu dirençi hissetmek biraz zor, direnişi hissedemeyebilirsiniz. Bir mm deride bir hasar olursa orda herhangi bir bağ dokusuna ihtiyaç olmadan deri kendini toparlayabiliyor. Bir mm ve üzerinde ise zamk hücreye ihtiyaç duyar, kendi kendine kapanamaz, yandan zamk hücreleri ister, o da bizim yara dokusu dediğimiz olaya yol açar. (Scar tissue) Bu yüzden mikro motor makinalar 0.8 mm de olsa dış zamk hücreleri çağırmak zorunda kalma ihtimali yüksek..  Mikro cerrahi üzerinde çalıştığım için çok küçük aletlerle çalışıyorum ve bu da , bir ikinci, hatta üçüncü ameliyat dahi mümkün oluyor. Ne kafa derisi, ne de saç kökleri zedeleniyor. Çünkü saç dökülmesi ameliyattan sonra duracak diye bir şey yok. Ameliyatlarından üç beş sene sonra hastalarımız bir ikinci ameliyat için yeniden gelebiliyor.    Saç nakli ne kadar sürüyor?  Ekilen alana göre işlem 8-10 saat sürüyor. Günde 5 bin saç teline denk gelen 2 bin 500 saç grubu nakledebiliyoruz. Günde bir ya da iki hasta alıyorum.    Erkeklerde tepe dökülünce, testestorunu fazla derler, yani seksi, testosteron ve saç ilişkisi nedir? Testosteron fazlası ile alakalı değil testosteron varlığı ile alakalı. Diyelimki bir kişi orta yaş da ve testosteron zayıflığı var saçı dökülebilir. Problem bizim güzellik anlayışımız ortalama yüzbin kadın yüzünü yüz bin erkek yüzünün ortalamasını aldığınız zaman ortalama yüz bizim için güzel yüzdür. Bu ortalama yüz de bize "o kişiyle çocuk yapacak mıyız yapmayacakmıyız" sinyalini veriyor. Biyolojik bir sinyal. Yüz simetrisi çok önemli. mesela biz hala Marilyn Monroe’dan konuşuyoruz. Yüz olarak simetrisi çok doğru olduğu için. Saçın olduğu noktadan burnun başlangıcı burnun uzunluğu, ve çeneden burna olan uzaklık eşit olmalı. Alındaki saçlar dökülmeye başladığında bu uzaklık artıyor. O zaman yüz güzel gelmiyor. Altın nokta. İlk çekiciliği kaybediyor. Bu yüzden görünüş açısından saçın önemi çok büyük.  Kadınlarda da testosteron dan saç dökülüyor mu? Kadında da testosteron az da olsa buna bağlı olarak saç dökülmesi oluyor. Erkekteki gibi her yerde görülüyor. Dediğim gibi testosteron fazlalığı ile bir alakası yok. Diyelim ki bu bir saç kökünün bu hücrenin her bir noktasında messenager hormonları var. hepsinin ayrı bir kapısı var bir yerde de testosteron kapısı var. Ve ostrejen kapısı var. Testosteren hassas bölümde. Ve tam kapının yanında bir enzim var fem alfa transparant denilen bir enzim var, tesosteron bu kapıyı çaldığı vakit bu enzim bunu değistiriyor, kısacası testosteron değişiyor ve dehot testoron oluyor. Dehot testosteron hücreye girdiği zaman "ne iş yapıyorsanız durdurun, artık çalışmayın" sinyali veriyor. Arkadaki saçlar da bu sorun yok çünkü orada testosteron kapısında o enzim yok. o enzim olmadığı için testosteron içeri değişmeden giriyor. Ama kadınlık hormonu ostrejende böyle bir sorun yok. Ostrejen olduğu sürece saç dökülmüyor. Ostrejen azaldıkça testosteron artıyor.    Bu enzimi yok edecek bir ilaç yok mu?  "Propesion" denilen bir tedavi var ancak bunun da çok yan etkileri oluyor. Tedavi enzimi bloke ediyor ancak depresyona yol açıyor, seksüel değişiklikler yapıyor.    Fazla seks ve mastürbasyonun saç kaybına neden olduğu söyleniyor. Siz ne dersiniz? Saç dökülmesinin nedenleri tartışılıyor. Bir kesim tarafından savunulan fazla seks ve mastürbasyonun saç dökülmesine yol açtığı görüşünü de var.eğer bu doğru olsaydı yerküre üzerindeki herkes kel olurdu. Aşırı cinsel aktivitenin saç kayıplarına yol açtığını savunanlar, bunu gereğinden fazla boşalmanın ve bunun sonucunda ortaya çıkan cinsel sıvı harcamasının vücutta protein eksikliğine yol açtığını belirtiyor. Bu teoriye gore, eksilen proteinler de saç kaybına zemin hazırlıyor. Bu teoriye göre seks ve mastürbasyon vücutta testesteron seviyesini arttırıyor ve bu da vücutta dihydrotestosterone (DHT) hormonunu attırıp saç kaybına zemin hazırlıyor. Buna karşı çıkan grup ise ben de bunlara katılıyorum yüksek testesteronun saç kaybına yol açan bir sorun değil. Saç kaybının en önemli sebebi genetik yatkınlık. Artan libido değil, kişinin saç foliküllerinin hassasiyeti kayba yol açıyor. Saç kaybı yaşıyorsanız bunun faturasını cinsel hayatınıza çıkartmayın, saçlarınızı kaybetmenize yol açan bu değil.  Doyurucu bir seksin ardından yaşanan rahatlama ve mutluluk vücudu tepeden tırnağa etkiliyor. Seks sağlıklı saçlar içinde etkili bir ilaç. Seks insan vücudu için en iyi ilaç, doyurucu ve tatmin dolu bir seks yaşamı kişiyi stresten arındırıp, ilişkiyi güçlendirdiği, yaşama kalite kattığı ve güçlü bir bağışıklık sistemi yaratarak “saçından tırnağına” kişiyi sağlıklı kılıyor. .  Bu nedenle de cinsel uyarı ve boşalma doğrudan vücudun sinir sistemini etkileyip, cinsel organlardan kaynaklanan kasılmaların tepeden tırnağa bütün vücudu canlandırıyor.  Bilim adamlarına göre bu haz sırasındaki duygusal değişimle ortaya çıkan ve vücut ısısındaki yükselme de saçlı deride eşi-benzeri bulunmayan enerji dolaşımını sağlıyor. Bu nedenle seks aslında saça dost olan besinlerin kan yoluyla saç diplerine taşınmasını sağlıyor. Düzenli olarak bu aktivitenin sonucunda kanla beslenen saçlar da daha güçlü ve sağlıklı oluyor.    Saç dökülmesi psikolojik bozukluğa neden oluyor mu? Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha çok etkileniyor? Evet saç dökülmesi insanları psikolojik olarak etkiliyor elbette. Ama bu konuda nedense kadınlar doktora erkeklerden daha geç başvuruyor.    Saç dökülmesini önlemek için neler tavsiye edersiniz? Saç dökülmelerinin asıl nedeni genetik.Anne ve babadan geçen genler çocuklarda farklı olabiliyor elbette. Yani kardeşlerden birinin saçları dökülürken diğerinin dökülmüyor. Genetik saç dökülmeleri için yapılacak bir şey yok. Belki ileride buna da çare bulanabilir. Ekilen saçların dökülme ihtimali var mı?  Yok testosterona dayanıklı bölgeden alındığı için ömür boyu kalıyor.    Beslenmenin saç üzerindeki etkisi ne kadar? Saçın kalitesini bozmak çok kolay. Stres, kötü beslenme, seksten uzak bir yaşam. Bunlar saçın sağlığını kaybetmesi için önemli etkenler. Örneğin kadınlar için demir ve magnezyum içeren gıdalar saçlar için önemli. Saç boyaları, şampuanlar, saç kremleri, sık sık yıkamak saç için zararlı mı? Saçları boyamanın bir zararı yok. Denenmiş boyalardaki kimyasal maddeler deriye zarar vermiyor. Çünkü saç teli ölü hücrelerden oluşuyor. Ancak bazı maddeler var , örneğin Brezilyadan gelen saç düzelten madde bu tehlikelir. Deri bunu emince saç köküne zarar verebiliyor. Ancak tabii yine de kullanırken malzemeye dikkat etmeli. sik yikamanin zararı da yok faydası da   Hangi ülkenin insanlarında saç daha çok dökülüyor? İskandinav ve Güney Amerika ülkelerinde çok az. Orta doğuda saç dökülmesi daha fazla. Genetik nedenlerden. Ancak stress de çok etkili. Türkiyeʹde ise yöreye göre değişebiliyor. Son olarak okuyucularımnıza saçları için neler öneriyorsunuz? Mutlu olsunlar.   Kaynak: http://dunya.milliyet.com.tr/dunyanin-saci-bir-turk-un-elinde/dunya/dunyadetay/09.02.2013/1666689/default.htmEtiketler: ABD , Türkiye , Ankara , Avrupa , İsviçre , Ortadoğu , İran , Hollywood , İsveç , İskandinav , bağışıklık , Marilyn Monroe , saç ekimi , beslenme , yazılım , Testosteron , plastik cerrah , Amerika , Güney Amerika , çocuk , saat , genetik , Güzellik , Saç , Grup , Kalp , sevmiyorum , olursa , olmuyor , Türkiyeʹde , neticede , Kısacası , Buldum , sadece , diyoruz , Görünce , Deri
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: arsiv
Yazarlar
Başyayla'yı Seviyoruz
Haber Arşivi
Başyayla Haber

sanalbasin.com üyesidir