Haber Detayı
29 Ocak 2013 - Salı 15:29
 
Kışı Daha Sağlıklı Geçirmeye Var Mısınız?
Diğer-Arşiv Haberi


 Sıcak yaz günlerinin geçip, soğukların kapımıza dayandığı günlerde, sağlığımızı korumak için dengeli, yeterli ve bilinçli beslenmek büyük önem taşır. Bağışıklık sistemimizi güçlendiren, vitamin ve mineral ihtiyacınızı karşılayan doğru bir beslenme programıyla kışı rahat karşılayabiliriz. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin! Mevsim geçişlerinde metabolizma hızının değişmesi, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riski de artar. Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklara karşı daha dirençli olmanızı sağlayan aynı zamanda antioksidan olarak da görev yapan A, C ve E vitaminlerinden zengin besinleri günlük beslenme programımızda bulundurmamızda fayda var. Antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, ıspanak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan nar , portakal, mandalina, elma, greyfurt, ananas gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. Bağışıklık sistemine destek olan besinlerden bir diğeri probiyotik ile zenginleştirilmiş besinlerdir. Bu geçiş dönemlerinde günlük besin düzenimizdeki süt veya yoğurt yerine kefir veya probiyotik yoğurtları koyabiliriz. Sıvı tüketimini ihmal etmeyin Çay, kahve, kola, kakao gibi kafein içeren içecekler yerine bağışıklık sistemimizi de destekleyen ekinezya, ıhlamur, kuşburnu, ada çayı ve bol limonlu bir yeşil çay gibi bitki çaylarını tercih edelim. Güne 1 su bardağı C vitaminini yüksek miktarda içeren taze sıkılmış meyve ve sebze suları ile başlamak bizi tüm gün zinde kılacaktır. Su tüketimine yaz aylarındaki kadar önem verip her gün 2- 2,5 lt su tüketelim. Küçük porsiyonlarla, sık sık beslenin. Öğünlerin düzensiz tüketilmesi ve uzun süren açlıklar kan şekerinin hızlı düşmesi ve yükselmesine neden olur ve bu da yorgunluğu beraberinde getirir. Bu dönemde üç ana üç ara öğün olmak üzere toplamda altı öğün tüketmek zinde bir vücuda kavuşmamıza yardımcı olacaktır. En sevdiğiniz besin en büyük düşmanınız olabilir. Besinlere karşı hassasiyetiniz mi var? Hangi besinin şişkinlik/gaz şikayetlerine neden olduğunu, hangi besinlerin zayıflamanızı yavaşlattığını merak mı ediyorsunu? Bu konuda besin intolerans(duyarlılık) teslerinden faydalanmalısınız. Kilo problemleri, şişkinlik, uykusuzluk, migren, alerji, astım, depresyon, sindirim sorunları ve birçok sağlık sorunlarınızın sebebi besin intoleransı olabilir. Besin intolerans testleri ile bu besinler belirleniyor ve kişiye özel diyet programınız diyetisyen eşliğinde planlanıyor. Vücudumuzdaki faydali mikroplar Probiyotikler, vücutta barsak bölgesinde bulunan, barsak çalışmasını düzenini sağlayan bakterilerdir. Posadan ( sebze ve meyveler) fakir bir beslenme barsak mikroflorasını değiştirir ve hastalıklara karşı direnci düşürür. Probiyotik yoğurt, kefir gibi probiyotiklerden zengin ürünlerin kullanımının arttırması hastalıkların gelişimini önleyerek, kişinin yaşam kalitesini olumlu etkiler. Antidepresan etki omega-3’ten Güneş ışığının azalmaya başlaması, yoğun iş temposu gibi nedenler kışa girerken depresyon eğilimini artabilir. Omega-3 yağ asitlerinin, özellikle de DHA’nın tüketimi antidepresan etki göstererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. Antidepresan etkili bir beslenme planı bol miktarda balık ve omega-3 yağ asitlerinden zengin diğer besinleri (ceviz, keten tohumu, badem, fındık) içermelidir. Kemiklerimiz tehlikede Soğuklar kapıda. Beslenme kış aylarında her zamankinden daha da önem kazanıyor. Kış aylarında güneş ışıklarını çok daha az alabildiğimizden ötürü, D vitamininden yoksun kalmakta ve D vitamini gereksinimlerimizi karşılamakta güçlük çekmekteyiz. D vitamini ince bağırsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik ve kas sağlığı üzerinde etkili olur. D vitamini yetersizliğinde, besin yoluyla alınan kalsiyumun ancak %30’u emilebilmektedir. Dolayısıyla kandaki kalsiyum seviyesi düşer. Buna önlem olarak paratroid hormon salgılanır. Paratroid hormonu ise kemiklerdeki kalsiyumun kana geçmesini sağlar. Kemiklerin kalsiyum yoğunluğu azaldığı için kemik erimesi, raşitizm gibi hastalıklara neden olmaktadır. Ayrıca araştırmalar D vitamini eksikliğinin prostat ve meme kanserine yakalanma riskini artırdığını söylemektedir. D vitamininin en önemli kaynağı güneş ışığıdır. Günde 15- 30 dakika güneşlenmek yeterli miktarda D vitamini almamızı sağlayacaktır. Kış aylarında ise D vitamini kaynağımızı yiyecekler oluşturmalıdır. D vitamininin en zengin besin kaynağı balıktır. Özellikle somon, sardalya, ton balığı gibi yağlı balıklar ile balık yağları yüksek miktarda D vitamini ihtiva ederler. Yumurta, süt ve süt ürünleri, karaciğer, ve mantar da bir miktar D vitamini içermektedir. Hareketsiz yaşam olmaz Havaların soğuması hareketsiz bir yaşama davetiye çıkarıyor ve sonucunda kış aylarında alınan kilolar da kaçınılmaz oluyor. Kapalı mekan sporları kış aylarında kurtarıcımız. Günlük yaşamdaki hareketimizi artırmakta elimizde asansör kullanmayıp merdivenleri kullanmak, kısa mesafeli yerlere araba ile değil yürüyerek gitmekte faydalı olacaktır. Diyetisyen Mine Öcalan Kimdir? 1987ʹde Konyaʹda doğdu. Beslenme ve sağlığa olan ilgisiyle Erciyes üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. Eğitimi sırasında farklı kurum ve sektörlerde yaptığı stajlardan edindiği bilgileri harmanlayarak Rafineraʹda diyetisyenlik görevine başladı. Kişiye özel diyetlerin planlanıp yemeklerinin gönderildiği bu sistemde Seda Sayan, Mustafa Sarıgül, Ece Uslu gibi bir çok ünlünün diyetisyenliğini yaptı. Ardından Özel Avicenna Hastanesi Ataşehirʹde 2 yıl kadar görev yaptıktan sonra Özel Medicana Konya Hastanesinde, toplumun bilinçlenmesi ve sağlıklı beslenme konusundaki hayallerini gerçekleştirme hedefi üzerine sonsuz bir enerji ile çalışmakta. Not: Diyetisyen Mine Öcalan ve Başyayla Haber Gönüllüsü Ahmet Ateşʹe teşekkürlerimizi sunarız.   
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: arsiv
Yazarlar
Başyayla'yı Seviyoruz
Haber Arşivi
Başyayla Haber

sanalbasin.com üyesidir