Haber Detayı
15 Nisan 2021 - Perşembe 00:29
 
Gelin Devesi veya Deve Taşı
Gelin Devesi veya Deve Taşının hikayesi...
Başyayla Haberi
Gelin Devesi veya Deve Taşı

1101 yılında İzvit (Sorkun) Yaylası, Altıntaş Yaylası ve bugünkü Başyayla sınırları içinde Alata yönünde, koca koca eğriklerin bulunduğu Karamıklı Yaylalarında yılın altı ayında Hristiyan Vasal (yerel) Krallara otlakıye parası ödeyerek Çukurova’dan gelen akraba Türk Oymaklar yaşıyorlardı.

Oymaklar birbirinden her daim haberdar olur, bir birlerinden kız alır, kız verirlerdi. Altıntaş Yaylasında genç bir oymak eri için Karamıklı Yaylasında ikamet eden oymağın bir ailesinden kız istenmişti. Ve günler günleri kovalamış evlilik törenlerinin yapılacağı gün gelmişti.

Güneş henüz kaşları (ufukları) aydınlatmadan oymak ayakta hayvanları otlatmaya gidecekler gönderilmiş, su getirecek olanlar obalara su taşımaya başlıyor, analar sabah aşı için hazırlıklara başlamışlardı.

Gelinlik kızın çadırında telaş iki kat daha artmış durumda iken sabah aşı ortaya konmuş, beraberce yemişlerdi. Ailenin biricik kızları ile son sabah aşını yemişlerdi.

Altıntaş Yaylasından gelecek gelin alıcılar beklenirken bir taraftan da Karamıklı’da ikamet eden obaların kadınları toplanmış gelinlik kızı giydirip kuşatıyorlardı.

Erkekler de kız babasının düğün hediyesi olarak kızına vereceği deveyi süsleyip önüne ot, su bırakıyorlardı.

Öğleye doğru kaştan gelin alayı görünmüştü bile. Gelenler karşılanmış, sohbetler edilmiş, ikramlar yapılmış, gelin deveye bindirilmeden önce avuçlar semaya açılmış, dualar edilmişti. Gelin yere ıhtırılan (çökertilen)  deveye bindirilip verilen talimatla deve ayağa kaldırılmıştı. Karamıklı eğriklerinin orada vedalaşıldıktan sonra gelin alıcılar, damat ve yakınlarından oluşan gelin alayı Altıntaş’a doğru yürümüşlerdi. Her şey yolunda, yolculuk devam ediyordu.

1101 yılı ikinci yarısında günü tam olarak bilinmese de, Ağustosun 20’si ile 23’ü arasında bir gün idi.

Haçlılar Geliyor!

Konya üzerinden Kudüs’e gidebilecekleri hayaliyle Konya’ya ulaşıp kalesine saldıran 1101 yılı İkinci Haçlı ordusu, umduklarını bulamamış ve bir şey yapamayacaklarını anlayınca bıraktılar. Kıble istikametinde yürüyüşe geçip Çumra’ya doğru ilerlediler.

Anadolu’nun ilk tapusunu Türkler adına kesen o eşsiz komutan Kılıç Aslan, vur kaç taktikleriyle perişan Haçlıları perişan etmeye devam ediyordu. Aynı ordusu Ankara yönünden Konya’ya gelirken de Kılıç Aslan su kuyularını kapattırmış susuzluk ve açlık nedeniyle çok sayıda Haçlı telef olmuştu.

Şimdi ise Çumra yönünden dağlık bölgeye giriş yapmışlar ve eski Roma yollarını takip ederek Kudüs hayallerine ulaşabileceklerini sanıyorlardı.

Kılıç Aslan’ın kahraman askerleri henüz neresi olduğu bilinmeyen bir yerde Haçlı sürüsünü kıstırdı. Atılan oklar, sallanan kılıçlar ve fırlatılan mızrak darbeleriyle yerlere sermeye devam ediyorlardı ki canlarını kurtarma derdine düşen 700 Haçlı dağlara ve sık ormanlara doğru kaçışmışlardı.

Kılıç Aslan’ın şanlı askerleri henüz Romalıların elinde olan Taşeli’ne ilerleyen Haçlıların ardından gitmeyi uygun görmeyip bırakmışlar ve bu sıkıntılı günü de büyük bir zaferle kayıp vermeden atlatmışlardı.

Dağlara, sık ormanlara kaçıp kurtulabilen 700 kişi toplanıp yeniden bir araya geliyor, önlerine gelen yerleşkeleri yakıp yıkıyor, yağma ve talanlarına devam ediyorlardı. Buldukları yiyecek olan her şeyi gasp ediyor, gördükleri hayvanları zorla alıp önlerindeki sürülerine katıyorlardı. Öldürdükleri hayvanların başına oturup aç kurtlar gibi yiyorlardı.

Alata’ya kadar gelip burada mola vermişler, tıka basa yiyip içtikten sonra yine eski Roma yollarını takip ederek Altıntaş yönünde ilerliyorlardı. Geçtikleri yer bugün Başyayla’nın yaylası olan Karamıklı’ydı.

Gelin Alayına Saldırıyorlar

Karamıklı’dan yolculuğa başlayan gelin alayı da yolculuklarına devam ediyorlardı. İşte tam o sırada Haçlılar uzaktan deve üzerindeki gelini, gelinin etrafındaki gelin alıcıları görünce; ağızları kanlı leş yiyiciler gibi gelin alayını dört bir yandan kuşatıverdiler.

Gelin alayı kılıçsız ve mızraksızdılar, ellerinde hediye edilmiş peşkirleri vardı sadece. Barbar ruhlu Haçlı güruhu, gelin alayının etrafında dört dönüyorlar kaçmak için kuş dahi uçurtmuyorlar, naralar atıp öldürmek için an kolluyorlardı. Bir anda erkeklerin başları yerlerde yuvarlanmaya başladı. Damat gelin devesinin etrafında kollarını açmış kimsenin yanaşmasını engellemeye çalışıyordu. Sırtını döndüğü bir anda saplanan bir mızrak ucu yüzükoyun yere yıkıverdi. Kadınların çığlıkları Karamıklı koyaklarında çınlıyor, eğrik taşlarından yansımalar tekrar geri getiriyordu. Bu deve kılıçlar kadınlara doğru sallanmaya başlarken bir yandan da mızrak uçları göğüslerinden saplanıyordu. Canlı olarak kala kala gelinin babasının hediye ettiği deve ve üzerindeki biçare gelin kalmıştı. Kısa bir zaman önce yüreğinde sakladığı mutluluk hayali bir anda savaş meydana dökülmüş, çiğnenmiş, öldürülmüştü.

Biçare gelin deve üstünde, ancak devenin yuları bir vahşi Haçlı tarafından tutulmuş, o ise devenin üzerinde titriyor, feryatlar içinde Allah’a dua ediyordu. Allah’a son duasında; “Ey güzel Allah’ım! Beni ve devemi küffarlara kurban etme. Ey güzel rabbim! Beni kuş et, devemi taş et!” der demez anda yere çökmüş deve taş kesilmiş, kendisi ise kuş olup Altıntaş zirvesine doğru uçup gitmişti.

Gelin Devesi veya Deve Taşı İbret İçin Korundu

Haçlı zulmüne uğrayan ve kuş olup uçup giden gelin, yere ıhtığında (çöktüğünde)  taş olan deve uğrak bir yerde olmayınca zaman içinde insanlarca bilinmez oldu.

Taş olan deveyi gören çobanlar, avcılar ve yayla çiftçilerine hiçbir şey anlatılmadığı halde yüreklerinin derinliğinde bir hüzün sezdiler, bir gariplik olduğunu hissettiler.

Taş deveyi görenler zarar vermediler; bu coğrafya üzerinde yaşamış Türk oymakları Müslüman oldukları için belki de bu deve görüntülü taşı dini kültürlerinin bir parçası olarak değerlendirip, bugüne kadar korumuşlar ve zarar vermemişlerdir. Belki de bakıp bakıp yüreklerinde o garip, o hüzünlü duyguları Semud kavmine gönderilen Hz. Salih (a.s.) Peygambere ve devesine yapılanları hatırlattı.Kim bilir?

Not: İlk 2 resim Mehmet Başer'den 3. resim Abdurrahman Göksu'dan izinli olarak kullanılmıştır.

 

BÖLÜM 2

GELİN DEVESİ DEVAMI VE ALTINTAŞ, SORKUN SAVAŞLARI

Gelin devesinin taşa dönüşmesi, gelinin kuş olup uçup vahşi topluluğun kafasını bulandırmış, şaşkınlık ve büyüye yakalanmış gibi düşünceler içinde Altıntaş’a yaklaşmışlardı.

Altıntaş zirvesinin yamaçlarında sürü otlatan oymak erlerinden biri yaklaşan tehlikeyi görüp koşarak obaları haberdar etti. Obalardaki oymak erleri birer birer oklarını kılıç ve mızraklarını alarak oymak çevresinde siperlere konuşlandılar. Bir kısmı da Altıntaş yamacındaki hayvan sürülerinin çevresine siperlerine yattılar.

Koyun sürüsünü gören vahşilerden birçoğu koyunlara doğru koştular. Yakalayamadıkları koyunlara mızrak saplatıp, kılıç vuranların görülmesi ile birlikte siperde yatan oymak erleri Allah Allah nidaları ile karşılık verdiler. Birçoğunu yere serdiler. Diğer Haçlı güruhu ise obalara doğru koşup kadın ve çocuklar doğru koşarken erler birer birer ortaya çıkıp gereken cevabı veriyorlardı.

Altıntaş Oymakları en güzel şekilde canlarını ve mallarını savunurken çok sayıda küffarı yere sererken, oymak erlerinden de bir hayli şehit vermişlerdi.

Haçlı Küffarı Kaçıyor!

Altıntaş’ta çok kayıp veren Haçlı küffarı Kudüs’e ulaşma sevdası içinde İzvit Yaylasına doğru kaçmaya başlamışlar. Toplayıp geldikleri hayvan sürüleri Altıntaş yaylasına ve Kurudere Ormanına doğru dağılmıştı.

1101 yılı Ağustos ayının 20 ile 23 ü arasında Altıntaş’ta yapılan savaşta verdikleri şehitlerini yine aynı yaylanın “Şehitlik” olarak bilinen ve söylenen mezarlığa defnettiler.

Altıntaş yaylasında yapılan savaştan halen bugün ok, mızrak parları ve uçları bulunmaya devam etmektedir.

Yaylanın sahipleri eski adı Alakise, yeni adını Güneyyurt’un mahallesi olduğundan Yenimahallere sorduğumuzda tarlalarını sürerken bile bu kalıntılardan ortaya çımaya devam ettiğini belirttiler.

Haçlı Küffarı Sorkun’da Yere Serildi

700 kişilik Haçlı ordusu azalmış İzvit Yaylasındaki Sorkun bölgesine ulaşmışlardı. Sorkun suyunun civarında konaklayan Türk Oymakları daha ne olduğunu anlamadan suya doğru koşturan Haçlı sürüsünü izlerken obalarının içinden mevcut silahlarını kuşandılar. Bir taraftan su içerlerken bir taraftan da obalara hücum edip yağma ve talanı başlattıklarını gören oymak erleri hemen saldırıya geçip oba önlerinde etkisiz hale getirmeye başladılar.

Haçlı küffarı düzlük Aney mevkiine doğru kaçıştılar. İnönü inlerinde konaklayan oymaklar Aney mevkiide önlerini kesip durdurdular. Sorkundan gelen oymak erleri de kuzey ve batı yönünden kıstırdı. Ortalık kılıç, ok ve mızrak insan sesiyle sesleriyle inlerken bir bir yerlere serildiler.

Orduyu yöneten Nevers kontu ve beraberindekilerle birlikte toplam 12 kişi tepelerden ordusunun akıbetini izliyordu. Ordusunun yok oluşunu izledikten sonra Küllük Alını üzerinden Germanikopolis şehrine giden eski Roma yolunu takip ederek kaçmaya başladılar. Kaçan Nevers kontu ve beraberindeki toplam 12 kişi Ermenek (Germanikopolis) kalesine sığındılar.

Karamıklı yaylada uyguladıkları vahşetin cezasını fazlasıyla zaman geçmeden Altıntaş ve Sorkun Savaşlarında canlarıyla ödemiş oldular.

Para ile Yardım Aldılar

Nevers kontu kendilerini Hatay’a ulaştırmak üzere Ermenek Kale Kralına yüklü miktarda para ödedi. Böylelikle kendilerine kılavuzluk edecek, aynı zamanda koruma görevini üstlenecek kalede paralı askerlik yapan Hıristiyan Peçenek ve Varsak askeri görevlendirildi.

12 Haçlıyı, 12 Turkopol Koruyor

Turkopol'ler (Hıristiyan Peçenek ve Varsak askeri) korudukları ve kılavuzluk yaptıkları 12 Haçlıyı Mut Ovasına indirdiler. Mut ovasında 12 Haçlının 12’sini de çırılçıplak soyup salıveriyorlar. Türkopol’ler soyarak elde ettikleri ganimeti toplayıp geriye döndüler.

Perişanlık İçinde Hatay’a Ulaştılar

Nevers kontu ve beraberindeki toplam 12 kişi rezillik ve kepazelik içinde Hatay’a ulaştılar. Nevers kontu orada giydirilip kuşatıldı.

Not: Bu bölüm Demirkent, Işın, (1997) Haçlı Seferleri, İstanbul: Dünya Yayıncılık, ISBN 975-7632-54-6 kitabından ve 1101 Yılı Haçlı Seferi çalışmasına dayanılarak kaleme alınmıştır.

YAZAN: DURMUŞ ALİ ÖZBEK
 
Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı