Yazı Detayı
06 Şubat 2019 - Çarşamba 20:54
 
Başka 'Er-Doğan' yok!
Ayşe Gül Özer
1gul.ozer@gmail.com
 
 

 

31 Mart yerel seçimlerinin gerçekleşmesine yaklaşık 2 ay 10 günlük bir zaman kaldı. Cumhur ittifakı Büyük Şehir Belediye Başkan adaylarını büyük bir coşkuyla tanıttı ve nerdeyse bütün illeri tamamladı.

    CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu, bırakın adaylarını açıklamayı henüz belirlemiş bile değil.

İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylarını zar zor açıklamış bulunan CHP’nin İzmir adayının kim olacağı merak konusu.

Ankara ve İstanbul’a yoğunlaşan CHP, bu iki büyükşehri alırsa büyük bir zafer kazanmış olacak. Akılları sıra bu iki büyük şehri kaybeden Türkiye’yi kaybetmiş sayılacak, sonrası ise yine kaos.

Bunların ülke yönetme gibi bir derdi asla olmadı olmaz. Tek bir iktidarlık mücadeleleri var, AK Parti’yi alt etmek.

AK Parti ne zaman yenilirse işte o gün iktidarlar. Yapılan çalışmalar, vatanın hayrına yapılan bir proje değil; siyasi bir partiyi düşürme projesi.

Normal mi? Onlara göre her şey normal!

Çünkü İP, SP, HDP’nin CHP’si...!

Heyecan dorukta, seçim heyecanına yenik düşen Kemal Kılıçdaroğlu, yine öyle bir hamle yaptı ki,  seçim öncesi Büyükelçilerle görüştü.

    Bu bir sürpriz değil tabi, Kılıçdaroğlu her daraldığında, her sıkıştığında atıveriyor kendini yabancı kollara.

Yolda, sokakta, işte, sosyal medya da her geçen gün eleştirilerin dozu artıyor gördüğümüz, duyduğumuz kadarıyla.

CHP’nin durağanlığı ve belirsizliği kendi seçmeni ve tabanı tarafından eleştirilirken 17 yıldır vatana hizmet eden Ak partide hem seçmen hem kendi tabanı tarafından eleştirilmiyor değil!

Yapılanları takdirle karşılayan, inkâr etmeyen fakat ekonomik krizlerden cebi yanan ve bu krizden Ak Partiyi sorumlu tutup, bu seçimde Ak Partiye kesinlikle oy vermeyeceğim diyenler!

Nasıl olsa bu yerel seçim, Recep Tayyip Erdoğan’a zararı dokunmaz deyip, yerelde Ak Partiyi cezalandırmak isteyenler!

        Pire için yorganı yakmaya değer mi?

       Yanan o yorganın yanında şu anda sahip olduğumuz yorgandan da mahrum kalacağımızı unutmasak…!

       Toplun olarak yaşadıklarımızı ne çabuk unuttuğumuzun farkında olsak? Maddi değerlerimiz hangi ara manevi değerlerimiz üzerinde yükselmeye başladı bir daha analiz etsek?

       Ekonomik olarak parlak bir durumda olduğumuz söylenemez evet, çöküş durumunda olduğumuzda söylenemez. Çok daha iyi durumda olabilir miydik, olabilirdik

      Eğer 17 yıl öncesini eleştiriyor olsaydık şu anda değerlerimizle, örfümüzle, adetimizle yaşamamızı sağlayan hiç kimsenin yaşam biçimine müdahale etmemiş bir hükümeti eleştirmeye sıra gelmezdi öyle değil mi?

     Biz her zaman, ağzımıza leb demeden leblebi düşsün istiyoruz, ama bu hemen kolay olmuyor maalesef.

    Basit bir örnekle temel açmadan direk, direk dikmeden etrafı tuğla ile örülemez, temelin olmadığı bina yıkılmaya mahkumdur.

   Velhasıl kelam her şey bu kadar netken eksilerimize değil, artılarımıza ekleme yapalım, yapalım ki üstün gelen artılarımız olsun.

   17 yılda ülkemizin geldiği noktanın gururumuzu okşamasına izin verelim.

Meclisin kapısından adımını bile atmayan ve komada yatıp milletvekili maaşı alanlardan olmayabiliriz.

    Yılmaz Özdil’in 2500 TL’lik Atatürk kitabını almaya hak kazanan 1881 kişi arasında şanslı olanlardan biri de olmayabiliriz.

         Biz asla değerlerimize paha biçmeyiz!

        Manevi değerlere saygısı olmayan, onlar üzerinden rant sağlayan, seçim dönemlerinde ellerini duaya kaldıran, cuma günleri camiyi hatırlayan Atatürk’le yıllarca millete martaval okuyup, avcılık yapanlara ülkeyi teslim mi edeceğiz?

      Biz bu kadar yaptık, siz istediğiniz gibi bozabilirsiniz mi diyeceğiz?

      Yoksa bu ülke için gecesini gündüzüne katmış bir lideri eleştirmeye, onun aday seçtiklerine ben Ak partiliyim ama size oy yok deyip; karşılarından mı duracağız?

          Siz hiç şimdiye kadar bir çivi dahi çakmayan ve her yağmur yağdığında evleri su altında kalan illerin yönetiminden sorumlu olan CHP için; seçmenin şunu yapmadı, bunu yapmadı artık CHP’ye oy yok dediğini işittiniz mi? Ben işitmedim.

  Eğer işitmiş olsaydık, CHP bu siyasetsizlikle çoktan tarih sahnesinden silinmiş olurdu öyle değil mi?

           Siz anladınız ne ifade etmek istediğimi.

          Zaman, yanlışı ya da doğruyu eleştirme zamanı değil. Tehditkârı tavırlar bize bir şey kazandırmaz, kazandıklarımızı da kaybettirir.

     Bizi Türkiye olarak mahvetmekle tehdit eden Sarı Trump’ın tehdidi karşılıksız mı kalacak?

     31 Mart seçimleri belediyelerin kaderini belirleyecek doğru. Cezalandırmakla tehdit ettiğimiz belediye seçimleri, aynı zamanda Ülkemizin kaderini de belirleyecek bunu da bir köşeye yazalım.

    Her şeyi bir kenara bırakıp, 31 Mart günü unutanlara bir Osmanlı tokadı daha atmaya ne dersiniz?

 

 
Etiketler: Başka, 'Er-Doğan', yok!,
Yorumlar
Haber Yazılımı